24 Aralık 2008 Çarşamba

what'up maymunum;
Hisediyorum ve yasıyorum.kalbimle dinliyor yine kandim gülüyorum , aynada yine ben . .

4 Aralık 2008 Perşembe

oyun mu ? o halde oynayalım ,



Soguk bir gece derdim,aslına bakarsan sogukluk sadece damarlımda gizliymiş,sen yokken bedenimi saran varlığında ise kendini gosteren bir seri katil … şimdi ellerimin neden bukadar üşüdüğünü daha iyi anlıyorum . .
Denize bakıyorum ve düşünüyorum .Ne dusundüğümüde bilmeksizin düşünüyorum,uzun uzun bakıyorum,beklide dısarda bir yerlerde seni aryorum,,,(( elimde bir kadeh tekirdağ )) içimin ısındığını hisediyorum,ellerim herzamankindan daha soğuk,bunun önüne geçemiyorum,nedenini bilmeme rağmen, bilmiyordum !
Denize bakıyorumda okadar maviki,şimdi lacivert bir reng almış birkaç saat sonra ise gecenin siyahını üzerine çekecek,ve tüm güzelliğini, gizemi ile derinliklerinde saklayacak,,sanki sen gibi...
sanki sen..
rengini değiştiren …
çok canımın yandııgnı bılıyorum ..Antalya , başardıgıma sevinsemmi yoksa başarının verdıgı bir yenilgiye ağlasammı bilemiyorum . İşin lginci hangisi oldugumuda bilmiyorum.Ben halen cocugum derken içimdeki ben ,bunu kabul etmeksizin benımle savasmakta .Ben korkarken o korkmuyor o savasıor ben ise korkuyorum gerceklerı gozumdekı perdenın arkasında saklarcasına korkuyorum.Görmek istediklerimi görmek bana bukadar acı vercegini bilseydim görmek için bukadar uğraşmazdım....

bundan 5 yıl oncede böyleydı,6 yıl öncesındede . . 7 yıl oncesındede .. zaten bundan öncesini hiç saymıyorum.

3 Aralık 2008 Çarşamba

Tenimdeki yabancı


Kendimi bildim bileli bekledim ben. Büyümeyi bekledim; bişey olmadı. Sevmeyi sevilmeyi bekledim; bişey olmadı. Birilerini bekledim; kimi geldi, kimi gelmedi; yine bişey olmadı. Oysa ben bişey olmasını bekledim hep. Ve buna aracı olabilecek herhangi birini,birşeyi… Şimdi yazı bekliyorum; yaz gelecek, kışı bekleyeceğim. Herkes bekletiyor beni; doktor bekletiyor, banka bekletiyor, çayın demi bekletiyor, otobüsler bekletiyor,çok sevdiğim kankam bekletiyor,ve o… . Hergün bıkıp usanmadan beklediğim otobüsler, bir gün gelip geç kaldığımda beni beklemiyor ki. Arkasına bile bakmadan yoluna devam ediyor. Ben varım ya da yokum; onun için farketmez ki. Bir yolcu eksik, bir yolcu fazla. Günü geceye bağladım, geceyi güne. Düşlerimi bile bekledim. Bu gece mi acaba? Uyusam görür müyüm ? Yarınları bu yüzden sevdim; ama gördüm ki bugün aslında dündü. Yarının da bugünden farkı olmayacaksa beklemiyorum ben artık.yoksa beklemeye devamı etsem onuda bilmiyorum . .
"beklemek bizim yaşamımız
ölümü beklemez bir çoğumuz o ama bizi bulur ! işte bunu gibi bir şey seni beklemek . .

Seni Beklemek . . mi


Seni Beklemek

Ne zormuş beklemek seni ne zormuş, bir bilsen!

Yıllar gibi süren saatler, dakikalar, katlanılmaz bir hal alırken; ısrarla, inatla beklemek seni...

Dönüşü olmayan yollarda, sonu bilinmeyen maceralarda bir masal kahramanı gibi umutla, bazen karamsarlıkla, yılmadan beklemek seni...

Sevdayı anlatmaya çalışan, bazen ayrılıktan dert yakınan, umudu ufuktan geçen gemilerde arayan, özleyişle sevişi birbirine dolayan şairlerin kitaplarının arasında boğulurken beklemek seni...

Yokluktan var etmeye çalışmak seni...

Sessizliğe gömerek duygularımı, kulağımı kapatarak hıçkırıklarını duymamaya, görmemeye, hissetmemeye çalışmak...

Beklemek seni...

Kurak toprakların yağmuru dört gözle beklemesi gibi beklemek seni...

Bir annenin, ıssız akşamlarında yavrusunu yitirişinin ardından, dualarıyla beklediği gibi beklemek seni...

Kardelenlerin sabırla, tüm zorluklara rağmen üstündeki karın içinden gün ışığına uzanması gibi beklemek seni...

Yorgun bir gönülle, tuhaf bir hüzünle beklemek seni...

Ne zormuş bir bilsen!

Bekleyişlerin durağı olmuş yüreğim senin yüzünden, çaresizlerin sığınağı.

Suskunluğun adresi olmuş, gülüşlerin düşmanı.

Ayaklarım gitmez isteyerek bir yere.

Gözlerim bir karanlık deniz olmuş, yolunu bulamazsın girsen içine.

Eski sıcaklığını kaybetmiş ellerim, çiçekleri tutamaz olmuş; kokusunu alamaz, yüzlerine bakamaz olmuş.

Hareketli şarkılardan bile kederlenir olmuşum senin yüzünden.

Fırtına ekip rüzgar biçmişim senin yüzünden.

Ekinlerim bilmez gün ışığını, bozkırın bağrındaki güneşin tadını, yağmurun ve toprağın kokusunu, derelerin şırıltısını.

Bilmezler onlar, uğur böceklerinin uğurunu, aralarında yeşeren otların faydalarını, çekirgelerin yeşilliğini.

Bilmezler gökyüzünün ne kadar mavi olduğunu.

Görünmeyen bir el çizer bizim kaderimizi.

Kader dediğim, bulutların arasından sıyrılan bir gün ışığı gibi süzülür kimi zaman penceremden içeri.

Kimi zaman kapkaranlık bulutlarla doldurur içimi.

Tıpkı senin gibi, tıpkı seni beklediğim gibi, beklerim kaderin bana getireceği güzel günleri.

Güzel günlerde daha bir dik dururum hayata karşı.

Güzel günlerde dindiririm bütün acılarımı, sıkıntılarımı, yalnızlıklarımı, inleyişlerimi, ahlarımı...

Güzel günlerde severim bir erkeği, en derinden, en yürekten.

Güzel günlerde bekleyişlerim son bulur; unuturum seni ve seni nasıl delice beklediğimi.

Güzel günlerde daha çok severim kendimi, sevildiğimi bilmekten emin, sevildiğimi bilmekten mesut, sevildiğimi bilmekten gururlu.

Çiçek bahçelerine benzer yüreğim güzel günlerde.

Daha güleç bakarım aynada kendime.

Her sabah umutla adımlarım sokakları; her akşam umutla dönerim evime güzel günlerde.

Ama kader sıyrılır mı bilinmez bulutların arasından.

Bilinmez...

Ben beklerim seni hala aynı yerde, kaldığım yerden devam ederek.

Ne zormuş seni beklemek!

Bekleyişin sızısını hafifletmek için sokaklarda başıboş dolanmak, boş boş camekanları seyretmek ne zor!

Hele baktığım camekanlarda seni görmek, sokaktaki insanları sana benzetmek...

Havada kokunu teneffüs etmek, ensemde soluğunu hissetmek ne zor!

Oysa acılar olgunlaştırır derler insanı.

Ama bıraksın artık bu olgunluk yakamı!

Bu bekleyiş bitsin, bitsin ki güzel günler gelsin.

Güzel günler seni bana getirsin.

Ne zormuş seni beklemek ne zormuş, bir bilsen!





More Cool Stuff At POQbum.com